BIR ZAMANLAR KAVRANAMAYAN


  • <p>Amie Siegel, <em>Taş Ocağı (The Quarry)</em>, 2015, HD video, renkli/sesli (video görüntüsü) © Amie Siegel. <br />Sanatçı ve Thomas Dane Gallery’nin izniyle, Protocinema <em>Bir Zamanlar Kavranamayan </em>sergisi kapsamında</p>

    Amie Siegel, Taş Ocağı (The Quarry), 2015, HD video, renkli/sesli (video görüntüsü) © Amie Siegel.
    Sanatçı ve Thomas Dane Gallery’nin izniyle, Protocinema Bir Zamanlar Kavranamayan sergisi kapsamında


Protocinema’nın 10. Yılı Vesilesiyle 

Abbas Akhavan, Hera Büyüktaşçıyan, Banu Cennetoğlu, Ceal Floyer, Gülşah Mursaloğlu, Zeyno Pekünlü, Paul Pfeiffer, Amie Siegel, Mario García Torres

Tarihler: 4 Eylül - 10 Ekim, 2021
Ziyaret: Cuma - Pazar, 15:00 - 20:00
Mekan: Beykoz Kundura, Yeni Kundura Binası
Yalıköy, Süreyya İlmen Cd. No:1, 34820 Beykoz, İstanbul

Protocinema, onuncu yılı vesilesiyle gerçekleşen, Abbas Akhavan, Hera Büyüktaşçıyan, Banu Cennetoğlu, Ceal Floyer, Gülşah Mursaloğlu, Zeyno Pekünlü, Paul Pfeiffer, Amie Siegel ve Mario Garcia Torres’in işlerini bir araya getirirken algı ve kavrayış ikilisini ve bunların zaman ve mekânla ilişkilerini çapraz sorgulayan grup sergisi Bir Zamanlar Kavranamayan’ı duyurmaktan mutluluk duyar. Sergi ve kamu programları, Boğaz’ın kuzeydoğu kıyısında yer alan, Osmanlı döneminden günümüze çeşitli seri üretimlerin yapıldığı bugün bir kültür merkezi olan Beykoz Kundura’nın nazik işbirliğiyle gerçekleştirilecek. 

Kişisel, yerel ve küresel ilişkileri aynı zamanda da bunlarla ilgili tüm yerleşik fikirleri yeniden düşünmeye iten bir kriz anında ortaya çıkan sergi, bizi algı ve kavrayışın işleyiş biçimlerini tekrar düşünmeye davet ediyor. Sergi, algılanan zaman ve mekanı büken sanat eserleri aracılığıyla, idrak sürecinin kendisine ışık tutuyor. Algılama ve kavrama dinamiklerine odaklanmak, geçmişin herkes için ortak olmayan deneyimlerinin anlayışta neleri tetiklediğini ve bunların eylemlere nasıl dönüştüğünü anlamak için önem teşkil ediyor. 

Ceal Floyer’ın Aşırı Büyüme (Overgrowth, 2004) işi, bir duvar boyutuna büyütülmüş küçük bir bonsai ağacının slayt projeksiyonudur. Ağacın boyutları, yansıtılan görüntüden ziyade, yalnızca projektörün duvara olan mesafesine göre belirlenir, bu da duvar ile projektör arasındaki mesafeyi işin asıl konusu yapar. Mario García Torres’in büyük kitlelerce bilinen filmlerin sonlarını açıklayan posterleri içeren Spoiler Serisi (tarihsiz), bir anlatı filminin sonunu bilmenin aslında filmin deneyimini geliştirdiğini iddia eden bir araştırmadan yola çıkıyor ve bilinmeyen bir sonuca odaklandığımızda çoklu ve karmaşıklık katmanları okuma kapasitemizi koruduğumuzu öne sürüyor. Zeyno Pekünlü’nün Kamerasızlar (2021) filmi, insanlar, makineler ve nesneler tarafından çekilmiş bir çevrimiçi video paylaşım platformundan 325 farklı videoyu kullanarak, Dziga Vertov’un klasik filmi Kameralı Adam’ın (1929) yeniden yapımını sunuyor. Pekünlü’nün videosu, Elizaveta Svilova’nın orijinal kurgusuyla paralel ilerliyor ancak kamera ve kameramanın yerini yeni kayıt teknolojileriyle değiştiriyor. Bu teknolojiler, insanları artık cihazların uzantıları haline getiriyor ve algı ve tasavvurumuzun yeni aparatlar aracılığıyla nasıl değiştirildiğini sorguluyor.

Zaman, Gülşah Mursaloğlu’nun yeni heykelleri Alanları Birleştirme, Uçları Bölme (2021)de daha somut bir unsur olarak karşımıza çıkar. Mursaloğlu, tıpkı zaman gibi doğası gereği tek yönlü bir ajan olan ısıyı, hem bir birleştirici hem de madde halleri arasında geri dönülmez bir akış olarak merkezine alır. Abbas Akhavan’ın çalışması bir tür duraklama anı sunar-yeni heykeli hareketi durdurmak için sıcaklık kullanırken bir zamanlar akışkan olan şeyi dondurur. Şehir çeşmelerinin iç kısımlarından inşa edilen genellikle kamusal alanların merkezinde görülen nesne, artık yerinden oynamış bir avize ya da yanlış yönlendirilmiş bir uydu gibi, hareketsiz duran bir zamanı gösterir.

Hera Büyüktaşcıyan’ın yeni heykeli, bir zamanlar kağıt ve deri üreten bir fabrika, şimdi ise film setleri için kullanılan Beykoz Kundura’nın doğasını yansıtacak. Binanın, bir ön yüzey olarak tenle süregelen ilişkisini ele alan Büyüktaşçıyan, malzeme poetikası aracılığıyla zamandan izler taşıyan yüzeylerin morfolojisine odaklanıyor. İç ve dış algımızı bozarak mekanı harekete geçirirken fiziksel konumlarımızın mekan içinde nasıl şekillendiğini araştırıyor. Paul Pfeiffer’ın çok kanallı videosu Orfe’nin İnişi (Orpheus Descending, 2001), bir tavuk sürüsünün yumurtalarından çıktıkları ve bir günlük civcivlerden tam yetişkin hallerine doğru geliştikleri sıradaki on haftalık yaşam döngüsünü gösterir. Yıkımından üç ay önce Dünya Ticaret Merkezi’ne kurulan orijinal canlı versiyonu tavukları gerçek zamanlı olarak gösterirken, ilk gerçekleştirilmesinden 20 yıl sonra İstanbul’da gösterilen bu yeni versiyon, değişen zaman ve mekanlarda kayıp olan her şeyi beraberinde getiriyor. 

Banu Cennetoğlu’nun ‘‘ÇOKİYİBİLİYORUMAMAYİNEDE’’ (2015-devam ediyor) yerleştirmesi esere sebep olan cümleyi 23 siyah folyo balonla  bedenleştiriyor. Psikoloji ve sömürgecilik arasındaki ilişkiyi "inceleyen" Fransız psikanalist ve etnolog Octave Mannoni’den alıntılanan bu metin, kişinin kendi deneyimiyle çelişen bir şeye olan inancına, inkara atıfta bulunuyor. Zamanla sönen helyum dolu balonlarla sergi boyunca okunurluğunu kaybedecek olan cümle, biliyor olmakla katılımın dolaşık ilişkisini sorguluyor. Amie Siegel’in Taş Ocağı (Quarry, 2015) adlı videosu, Vermont'taki dünyanın en büyük yeraltı taş ocağından gelen mermeri kaynağından, Manhattan'daki gayrimenkullerdeki en son varış noktasına kadar takip ediyor. Film, yeniden yaratım ve simülasyonun giderek daha fazla detaylandırılmış katmanlarını ve stratejilerini takip ediyor. Siege doğrudan doğal kaynakların çıkarılmasına bakarak, karmaşık bir üretim ve spekülasyon ekonomisini açığa çıkarıyor.

Bir Zamanlar Kavranamayan’a, Lara Fresko Madra tarafından yazılan bir metnin yer aldığı ProtoZine'in yeni bir sayısı eşlik edecek. Sergiyi daha sonra, Laura Raicovich sipariş metni ve Mari Spirito’nun sanatçılarla söyleşilerinin de yer aldığı, 2022’nin başlarında piyasaya sürülecek ve ardından uluslararası olarak dağıtılacak bir kitap projesi izleyecek.

Protocinema dünyanın farklı yerlerinde, mekana duyarlı sergiler düzenleyen kültürlerarası bir sanat kuruluşudur. İstanbul ve New York merkezli Protocinema, sanatsal olarak en yüksek kalitede, herkesin ulaşabileceği, bağlama özgü projeler üretir. Protocinema, sergiler, kamusal programlar ve mentorluk programları aracılığıyla bölgeler arasındaki farkları anlamak için empatinin yolunu açmayı amaçlar. 2011’de Mari Spirito tarafından kurulan Protocinema, kar amacı gütmeyen gezici bir kuruluştur. Mekanlar ve işbirlikleri küresel endişelere ve sahada değişen koşullara tepki oluşturacak şekilde değişir.

Beykoz Kundura Hakkında: İki yüz yılı aşkın geçmişiyle Türkiye’nin önemli tarihi ve kültürel değerlerinden biri olan Beykoz Kundura, İstanbul Boğazı’nın en ihtişamlı noktalarından birinde hem profesyonel bir mekân kiralama işletmesi olarak faaliyet gösteriyor hem de günümüz dinamiklerini yakalayan kültürel aktivitelere ev sahipliği yapıyor.

Kundura Sinema, 2018 yılında Kundura'nın çok amaçlı bir sanat mekânı olarak yeniden geliştirilmesinde ilk aşamayı oluşturuyor ve filmlere alternatif bir bakış açısı sunuyor. Kazan Dairesi projesi, 2019 yılında uluslararası tiyatro, müzik ve dans etkinliklerinin sergilendiği, İstanbul'un önde gelen mekanlarından biri olmayı hedefleyen Kundura Sahnesi’ni de kapsayacak şekilde genişletildi. beykozkundura.com

Daha fazlası için: 
Protocinema: Alper Turan, alper@protocinema.org, +49 17670518587, +90 5068706808; Mari Spirito, mari@protocinema.org +1917 660 7332 Beykoz Kundura: Uğur Yüksel, ugur@thisiszu.com

Destekçiler
Protocinema; FfAI - The Foundation for Arts Initiatives; The Cowles Charitable Trust, New Jersey; 601 Artspace, New York; Artisan Hotel, İstanbul;  Mario García Torres için Consulate of Mexico in Istanbul; Zeyno Pekünlü için EVA International - Ireland’s Biennial of Contemporary Art tarafından desteklenmektedir.

Beykoz Kundura’nın nazik işbirliğiyle